Gebelik döneminde memelerde ortaya çıkan değişiklikler ve süt üretimi
Meme dokusu gebelik döneminde artan hormonların etkisiyle daha ilk haftalardan itibaren önemli değişikliklere uğrar. Gebelik döneminde artan östrojen hormonu memelerin içindeki süt iletim kanallarını geliştirir. Yine gebelik döneminde salgısı belirgin olarak artan progesteron hormonu, süt salgısını yapacak olan süt üretici birimlerin büyümesini ve gelişmesini sağlar. Bu değişikliklerde gerekli olan enerji ve besin maddelerini sağlamak için meme dokusuna giden kan akımı da önemli derecede artar ve bu nedenle göğüslerin üzerinde yer alan yüzeye yakın toplardamarlar belirginleşerek daha genişlemiş olarak görülürler.
Bu değişiklikler neticesinde gebeliğin ikinci yarısından itibaren kolostrum adı verilen ilk süt, meme kanallarında salgılanmaya hazır olarak bekler. Bazı anne adaylarında gebelik döneminde belirgin şekilde kolostrum salgısı olabilir ve bu normal kabul edilir.
Doğanın inanılmaz gücü süt yapımında da kendini gösterir
*
Prematüre (zamanından önce doğmuş) bebeklerin ihtiyaç duyduğu maddelerle miadında doğan bebeklerin besin ihtiyaçları birbirinden farklıdır ve buna uygun olarak gebelik haftasına göre kolostrumun bileşimi önemli değişiklikler gösterir.
*
Böylece herhangi bir nedenle prematüre doğum gerçekleşirse bebeğin annesinden emdiği süt, erken doğmuş olmanın getirdiği ihtiyaçlara daha iyi cevap verir.
Prolaktin ve Oksitosin hormonları
Bu iki hormon süt üretiminde ve üretilen sütün süt kanallarında ilerlemesinde önemli görevler üstlenir.
Bebek meme başını emdikçe annenin beyin dokusunun derinlerinde bulunan hipofiz bezinde prolaktin hormonu salgısı artar. Kana geçen bu hormon buradan meme dokusuna geçerek süt yapıcı hücrelerin süt yapımını başlatmasını sağlar.
Bebeğin emmesi prolaktin salgısını artırması yanında hipofiz bezinden kana oksitosin hormonu salgılanmasını da artırır (Bebeğin hayal edilmesi veya ağladığının duyulması da aynı etkiyi yaratabilir).
Oksitosin hormonu süt üreten hücrelerin etrafında bulunan kas dokusunu harekete geçirerek bunların kasılmasını ve bu kasılmayla da sütün kanallarda ilerlemesini sağlar. Ayrıca oksitosin hormonunun kanalları genişletici etkisi sütün kanallarda ilerlemesini daha da kolaylaştırır.
Oksitosin hormonunun yüksek dozlarda rahimi kasıcı etkileri de vardır ve bu nedenle bu hormon doğum eylemi fizyolojisinde ve doğum sonrası rahimin "toparlanmasında" önemli görevler üstlenir. Bu nedenle emziren annelerde, emzirmeyenlere göre rahim daha kolay "toparlanır".
Oksitosin hormonunun rahimi kasıcı bu etkilerinden "suni sancı" oluşturulmasında ve doğum sonrası kanamaları durdurmada da faydalanılır ve bu amaçla bu hormonunun ilaç haline getirilmiş şekli serum içinde dışarıdan verilir.
Süt üretimi arz ve talep kanunlarına göre işler. Bebek ne kadar emerse o kadar çok hormon salgılanır ve o kadar çok süt üretilir.
Emzirmiş, veya emzirmekte olan bir anneyseniz bilirsiniz, henüz emzirmemişseniz bunu ileride yaşayacaksınız:
Emzirme eylemi esnasında anne sütü kanallarda ilerlediğinde oluşan "hareketlenme" anne tarafından hissedilebilir. Bunu anneler emzirme esnasında göğüslerde "karıncalanma", "yanma", "uyuşma", "kaşıntı", "ürperme" ya da daha farklı şekillerde, genellikle "tuhaf" ancak "rahatsızlık vermeyen bir şey" olarak hissederler. Bazı anneler ise süt kanallarda ilerlediğinde hiçbir şey hissetmezler. |